logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 23-04-2014
Saat: 10:59

Nurmuhabbet.com Nur muhabbet Dini sohbet islami sohbet Portaliniz

islami sohbet dini sohbet muhabbet nur sohbet dinimuhabbet portalina hoşgeldiniz
Site Haritası iletişim anasayfa

Üye Paneli

Bediüzzaman'ı Tanıyalım

reklam

İslami Kitap Arşivi

Dini Kitap

Risale Okuma Çizelgesi

risale

Risale-i Nur

reklam

Dost Sİteler

En güncel isLami Sohbet'me siteniz.
Sitelerinizi en iyi Dini Sohbet'e ekleyin.

Online Ziyaretçiler

Sohbetimslam
yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:56

Şubat 19, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

[108] İlk şeyhlerdendir. Güzel halleri ve yüce amelleri vardı. Onu “abdal” tabakasından sayarlar. Demiştir ki:

-Bir gün Serî’nin kapısını çaldım. İçeride şöyle söylediğini işittim: “Ey Allahım! Beni senden alıkoyanı benden uzaklaştırıp kendinle meşgul et.”

Onun bu duası bereketiyle Hak Teâlâ bana yaya olarak Halep’ten kırk kere hacca gitmeyi nasip etti.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat


gelen aramalar
yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:52

Şubat 14, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

Eski Horasan şeyhlerindendir. İbrahim Edhem demiştir ki:

[104] –Mekke ile Kûfe arasında bir adamla arkadaş oldum. Akşam namazının farzını kıldıktan sonra kısaca iki rekât daha kıldı ve fısıltı halinde bir şeyler söyledi. [Derhal] Sağ tarafında tirit ile bir bardak suyun ortaya çıktığını gördüm. Kendisi [tiritten] yedi, bana da yedirdi. Bu hadiseyi keramet sahibi bir şeyhe anlattım. Bana:

-Ey oğul, o adam kardeşim Havud’du [Hızır] dedi ve onun halini öyle bir anlattı ki, mecliste olanlar hep ağlaştılar. Ayrıca o Belh köylerinden birindendir. O köy halkı: “Davud bizdendir” diye diğer köylere karşı övünürler dedi. Yine aynı şeyh bana:

-Ondan ne öğrendin diye sordu. Ben:

-İsm-i azamı öğrendim dedim.

-O hangi isimdir dedi. Ben de:

-O isim benim gönlümdedir… diye cevap verdim.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:49

Ebu Türâb’ın çağdaşı ve Ebu Said Harrâz ile Cüneyd’in hocasıdır. “Ebu Hâtem’in dışı tüccar suretinde, içi faziletli kişiler siretindedir” demişlerdir. Yine onun için: “İşaret ilimlerinden söz söyleyen kişi odur” derlerdi.

Eğer bir dervişi yamalı elbise ve peştemalla görürse şöyle derdi:

[106] –Ey benim efendilerim! Bayraklarınızı açtınız, davullarınızı çaldınız. Bilsem ki Hak’ka kavuşunca ne biçim kişiler olacaksınız.

Birisi Ebu Hâtem Attâr’ın konağına gidip kapısını çaldı. Ebu Hâtem:

-Kim o diye sordu. Adam:

-Allah diyen kimse kalmadı dedi. Ebu Hâtem kapıyı açtı, dışarı çıktı, yüzünü toprağa sürdü ve o dervişin ayağını öptü. Sonra:

-Allah diyen kimse kalmadı dedi.

Bir zamanlar Bağdat’ı donatmışlar, çok ahlaksızlık yapıyorlardı. Şiblî’ye rüyasında:

-Eğer sen, “Allah” demeseydin bütün Bağdat’ı yakardık dediler. Şiblî bu sözü halka açıkladı. Halk:

-Biz de Allah deriz dediler. Bunun üzerine Şiblî şöyle dedi:

-Doğru, siz de Allah dersiniz, fakat nefsen be nefs dersiniz. Ben de Allah derim, ama hakken be-Hak derim. Yani siz nefsinizden nefsaniyetle söylersiniz, ben Hak’tan hakkaniyetle söylerim. Allah diyen kişinin masivayı terk edip her şeyi unutması gerekir. “Ey Resulüm, sen Allah de, sonra onları bırak, batıl dedikodularında oynayıp dursunlar.” [EN’ÂM 6:9]

Hak’kın hakikatini kimse bilemez,

Hak uğrunda her şeyi terk eden müstesna

Bilmez Hak’kın hakikatini bir kimse hiçe

İlla şu kimse ki ere tecrit ile Hak’ka

-Bütün insanlar Bir [Allah] derler, fakat bin türlü şeye bağlılıkları vardır. Bu kavim, yani ehl-i tecrit de Bir der ve kendilerine başka bir şey nispet etmekten kaçınırlar. “Tecrit ehlindeniz” sözünü bile kendilerine isnat etmezler. Allah hariç her şey batıldır. Her nimet mutlaka sona erecektir.

Ebu Hâtem, “Seyr ü sefer gönülle yapılmalıdır” demiştir.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:44

Birinci tabakadandır. Adı Asker bin Hüseyin’dir. Bazıları adının Asker bin Muhammed bin Hüseyin olduğunu söylerler. Horasan şeyhlerinin büyüklerindendir. İlim, fütüvvet, züht ve tevekkül sahibiydi. Basralı Ebu Hâtem Attâr ve Belhli Hatem Asamm’la sohbet etmiştir. Ebu Abdullah bin Cellâ ve Ebu Ubeyd Busrî’nin üstadıdır.

[105] [Bir zamanlar] Ebu Türâb üç yüz kırbalı dervişle çölün yolunu tuttu. Fakat kendisiyle beraber ancak iki kişi kalabildi ki, bunlar Ebu Abdullah bin Cellâ ve Ebu Ebeyd Busrî’ydi. Diğerleri onun mücahadesine tahammül edemeyip geri dönmüşlerdi.

Demiştir ki.

-Arif o kimsedir ki, hiçbir şey onu karartmaz, her şey onunla aydınlanır.

Yine o, ibadetler arasında gönülden geçen şeyleri düzeltmekten daha faydalı bir şey yoktur demiştir.

Ebu Türâb şöyle demiştir:

-Bir kimse Hak Sübhânehû ve Teâlâ’yla [fikren ve kalben] meşgulken onu terk eder ve ondan başkasıyla meşgul olursa hemen helak olur.

Yine Ebu Türâb: Eğer içinizden biri bol nimetlere erişirse, kendisi için ağlasın. Çünkü bu durum onun Salih olmayanların yolunda bulunduğunun işaretidir demiştir.

Yine o şöyle demiştir:

-Benimle Allah Teâlâ arasında bir ahit vardır. Buna göre asla elimi harama uzatmam. Eğer uzatırsam Allah elimi kırsın.

Yine Ebu Türâb buyurdu ki:

-Her kim Allah’tan (c.c.) yüz çevirir ve bu onun sürekli hali olursa, Hak’kın veli kullarına dil uzatır, onları karalar, kötüler.

Ebu Türab Nahşebî 245/859 yılında vefat etti. Çölde namaz kılarken sam yeline uğramış ve vefat etmişti. Bir yıl öylece ayakta kaldığı halde vahşi hayvanlar ve kuşlardan hiçbir ona saldırmaya cesaret edememiştir. Zünnûn da aynı yıl vefat etti.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:41

Ebu Türâb Mekke’den sohbetinde bulunanlarla yola çıktı. Yolda onlara:

-Siz ana yoldan gidin. Ben Tebük yoluna sapacağım dedi. Arkadaşları:

-Orası çok sıcaktır dediler. O:

-Mutlaka gideceğim. Fakat siz Remle’ye ulaşınca onun evinde konakladılar. Ev sahibi onlar için dört parça kızarmış et getirdi. Ansızın bir akbaba [doğan] havadan inip etin bir parçasını kaptı ve gitti. Dervişler:

-Nasip değilmiş dediler ve etin geri kalanını yediler. İki gün sonra Ebu Türâb geldi. Kendisine:

-Hiç yolda bir şey buldun mu diye sordular. O:

-Hayır, yalnız filan gün bir akbaba önüme bir parça kızarmış sıcak et bıraktı dedi. Dervişler:

-Biz filan yerde yemek yerken, onu bizim önümüzden kaptı dediklerinde Ebu Türâb da:

-Sıdk böyle olur [dürüstlük bunu gerektirir] dedi.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:37

Şubat 19, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

Bağdatlıdır. Serî’nin şeyhlerindendi. Halktan uzak duru, münzevi bir hayat sürer ve ibadetle meşgul olurdu. Cüneyd dedi ki:

-Serî’nin şöyle söylediğini işittim. Bir gün Ebu Cafer Semmâk bana geldi. Çevremde bir grup insan oturuyordu. Kendisi oturmayıp ayakta durdu ve bana bakıp şöyle dedi:

-Sen battalların [avarelerin, aylakların] ikametgâhı olmuşsun. Geri dönüp gitti ve o cemaatin benim yanımda bulunmasından hoşlanmadı.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:34

Şubat 14, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

[103] Halinde doğruydu, dünyadan da ilgisini kesmişti. Bir gün hastalanmıştı. Bişr Hâfî onu ziyarete gitti. Kendisini başının altında bir kerpiç, eski bir hasırın üstünde yatıyor buldu. Dışarı çıkınca komşuları şöyle dediler:

-Otuz yıldır bizimle komşudur. Bugüne kadar bizden asla bir şey istememiştir.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:30

Şubat 14, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

Birinci tabakadandır. Künyesi Ebu Abdullah’tır. Eski âlim şeyhlerdendir. Zahir ilimlerini, usul ilimlerini, muameleleri ve işaretleri kendisinde toplamıştı. Kitapları da vardır. Bağdatlıların hocasıdır. Aslen Basralı olduğu halde 243/857 tarihinde, Ahmed bin Hanbel’den iki yıl sonra Bağdat’ta vefat etmiştir. O şöyle demiştir:

-Her kim gönlünü murakabe ve ihlasla sağlıklı hale getirirse, Hak Teâlâ onun dışını mücahede ve sünnete tâbi olmakla süsler. Yine o, nefsini riyazetle terbiye etmeyen kişiye manevi makamların yolu açılmaz demiştir.

Ebu Abdullah Hâfîf demiştir ki:

-Bizim pirlerimizden beş kişiye uyunuz ve diğerlerini kendi halleriyle baş başa bırakınız. O beş kişi Haris Muhasibî, Cüneyd Bağdadî, Rüveym, İbn Atâ ve Amr bin Osman Mekkî’dir (k.s.). Zira bular ilim ve hakikatin arasını bulmuşlardır. Yani zahiri ve bâtıni ilimleri bilirler.

Yine Haris Muhasibî şöyle demiştir:

-Ubudiyet sıfatı, nefsini hiçbir şeye malik görmemendir. Bilmelisin ki sen, kendine ne zarar verebilirsin ne de fayda temin edebilirsin.

Derler ki, Haris Muhasibî kırk yıl sırtını duvara dayamadı. Diz üstü oturmaktan başka bir şekilde de oturmadı.

-Niçin kendini böyle meşakkatte tutuyorsun diye sordular.

-Utanıyor ve Mevlâmın huzurunda kul gibi oturuyorum dedi.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

yazarYazar: HUZURA_DOGRU | tarihTarih: 29 Kasım 2012 / 8:26

Şubat 18, 2012 Geliştirici: nefahatuluns

Birinci tabakadandır. Künyesi Ebu Hüseyin olup Cüneyd’in ve diğer Bağdatlı şeyhlerin hocasıdır. Haris Muhasibî ve Bişr Hâfî onun çağdaşıydı. Ayrıca Serî, Maruf Kerhî’nin talebesidir. İkinci tabakadan olanların çoğu ona mensuptur. Ramazan 253/Eylül 867 tarihinde Salı günü, sabahleyin vefat etmiştir.

Cüneyd demiştir ki:

-Serî’den daha çok ibadet eden bir kişi görmedim. Ölümüne sebep olan hastalığındaki durumu hariç yetmiş yıl onu yatarken gören olmamıştır.

Yine Cüneyd şöyle dedi.

-Bir gün Serî’nin evine girdim. Onu evini süpürür ve aşağıdaki beyti okuyup ağlarken buldum. Tercüme:

Çün rûz u şeb işim oldu nâle vü âh,

Bana ne geceler olsa dırâz ya kütah.

Serî ecel yastığına başını koyduğu zaman Cüneyd’e şöyle dedi:

[107] –Kötülerin sohbetinden uzak dur. İyilerin sohbeti de seni Allah’tan alıkoymasın.

Şeyhülislam’ın dediğine göre Cüneyd şöyle demiştir:

-Bir zamanlar Serî’nin önünde oturuyordum. Evinin önünde de bir cemaat vardı. Bana:

-Kapıdakiler kimlerdir? Aralarında hiç yabancı var mı diye sordu. Ben:

-Yok, yalnız bir derviş var, o da Hak talibi dedim.

-Davet et gelsin dedi. İçeri çağırdım. Serî onunla konuşmaya başladı. Söz uzadı ve öyle esrarlı bir konuşma oldu ki ben anlamayıp sıkıldım. Sonunda Serî ona dedi ki:

-Kimin talebesisin? Derviş:

-Herat’ta bir üstadım var. Ben ona namazın farzlarını, o da bana tevhit ilmini öğretiyordu dedi. Serî:

-Mademki bu ilim Horasan’da var, öyleyse her yerde olması gerekir. Ne zaman Horasan’da yok olursa diğer yerlerde de yok olur dedi.

Serî demiştir ki:

-Marifet uçan bir kuş gibi yukarıdan aşağıya iner. Hicap ve haya dolu bir gönül görünce de iner, ona konar.

Yine o, “Marifetin başlangıcı nefsi masivadan temizlemek ve sırf Hak’kı talep etmektir” demiştir.

Serî, “Her kim ahrette faydası olmayan şeylerle, halk için süslenirse o kişi Hak nazarından düşer” dedi.

Yine o şöyle demiştir:

-Tarsus’ta hastalandım. Gönül ehli olmayan zamanın hafızları beni ziyarete geldiler. Yanımda o kadar oturdular ki bana sıkıntı geldi ve üzüldüm. Sonunda benden dua talep ettiler. Ellerimi kaldırıp dedim ki: “Ey Allahım! Hasta ziyaretinin nasıl olması gerektiğini bize öğret.”

Cüneyd demiştir ki:

-Bir gün Serî Sakati’ye gittim. Bana bir iş buyurdu. O işi bitirip tekrar yanına varınca elime bir kâğıt parçası tutuşturdu. Üzerine şu şiir yazılmıştı:

İşittim beyâbanda bir hoş nidâ,

Meğer bir şuturbân ederdi sadâ.

Aninçün nihan ağlarım derdi.

Kim benden özeye lüp [usanıp] olasın cüdâ.

Dini Sohbet

İslami Sohbet

Dini Chat

İslami Chat

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »