|
MİRAC GECESİ
Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir
dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri
toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.
Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün,
diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.
İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi
bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun
cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.
Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün
gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"
Miraçın çok örnekleri vardır:
Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir
dakikada gidebilir.
İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit
Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir
Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar
ruhen çıktıkları bildiriliyor.
Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne
gidip geliyorlar.
Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda
çıkabiliyorlar.
Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin
imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem
Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi
gayet makuldür ve şüphesizdir.
Miraçla gelen hediyeler
Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini
gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini
gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi
beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin
inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman
esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler
sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.
İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye
araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer
kaplıyor.
Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak
Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle
muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş
bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi
olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın
diğer esasları ve ibadetleridir.
Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin
anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber
Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş
ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda
affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne
kadar önemli ve değerlidir.
Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini
tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi.
“Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette
apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.
Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı
bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf
bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar
üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun”
dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana
birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine
gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar.
Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün
arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı
Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu
ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük
arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)
Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek
kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on
kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine
kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman
selamdan sonra yüz defa :
“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle
vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.
Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.
Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz
kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci
rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü
rekatta elli kere İhlas suresi okunur.
Kaynaklar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz
2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler
3. Üç Aylar İbadet Rehberi |