|
ÝSLAMDA NÝKAH VE BOÞANMA KONUSU
ÝSLAMDA NÝKAH NASIL OLUR?
Reþit olan kýzla erkek kendi aralarýnda
kendilerini karý koca kabul edebilirler
mi en gizli þekilde islamda nikah nasýl olur?
06-Temmuz-2006 - 16:48:16
Nikâh bir akit, sözleþme ve anlaþmadýr. Bunun için bazý þartlarý vardýr. Bu
þartlardan birisi yerine getirilmezse nikâh sahih olmaz.
1. Evlenecek kiþilerin veya vekâletlerini verdikleri þahýslarýn hazýr bulunmasý.
2. Taraflarýn irade beyaný. Evlilik akdini kabul ettiklerine dair eþlerin ?kabul
ettim? þeklinde ifade etmeleri.
3. Nikâhýn duyurulmasý. Gizli býrakýlmamasý.
4. Kýzýn velisinin izninin olmasý. Bu hüküm Hanefi mezhebi hariç diðer
mezheplere göredir.
5. Þahitlerin hazýr olmasý. Bu þahitler, ergenlik çaðýna ermiþ, aklý baþýnda iki
erkek veya bir erkekle iki kadýn olmalýdýr. Yani þahitlikte mutlaka bir erkeðin
bulunmasý icap eder.
Zaman zaman kapýldýðý öfkelerle piþman olacaðý þeyler yapan bir adam Efendimize
gelerek sormuþtu:
? Beni Cennete götürecek bir iþ haber ver ki onu yapayým da Cennete gideyim!
Efendimizin cevabý çok kýsa ve net oldu.:
? Öfkeni yen, öfkene uyma, sana yeter!
Evet, öfke basite alýnacak bir hal deðildir. Nitekim öfkesini yenemeyen adam,
tetiðe basar; bir insaný gözünü kýrpmadan öldürüverir. Bundan sonrasý ise ömür
boyu piþmanlýktýr...
Öfkenin bu türlü sonucundan dolayýdýr ki Efendimiz sýk sýk ikazlarda bulunur:
? Öfkene uyma, öfkeni yen, öfkeni yut, öfkeye götüren tahrikten uzak dur, þayet
cennete götürecek bir amel sahibi olmak istiyorsan!. diyerek çevresine
uyarýlarda bulunmuþtur.
Sonucu mutlaka piþmanlýk olan öfke konusunda bilinmesi gereken en mühim nokta,
öfkenin tek çeþit olmamasýdýr.
Bazýlarý öfkeyi sadece sinirsel bir þiddetten ibaret zannederler.
Hatta cinsel öfkenin sinirsel öfkeden çok daha korkunç sonuçlar vereceðinden
dolayýdýr ki Efendimiz bu öfkeye sebep olacak tahrikçi görüntü ve çevrelerden
uzak durmayý, mahremiyet sýnýrlarýný aþmamayý, taþmamayý tenbih buyurmuþ, bu
konudaki ikazlarýndan birinde de þöyle çarpýcý bir uyarýda bulunmuþtur
Evet tek ve tenha yerlerde iki yabancýnýn göz göze, yüz yüze gelmesi, cinsel
öfkenin yavaþ yavaþ kabarmasýna zemin teþkil etmesi demektir. Önce masumca
sohbetler, sonra el tutuþup tokalaþmalar, derken bir zaman gelir ki cinsel
öfkenin kabarmýþ dalgalarý taraflarý sürükleyip götürmeye baþlar. Olmayacak
þeyleri olur hale getirmeye bile yönelirler. Týpký telefondaki kýzcaðýzýn çare
arayýþlarý gibi.
Bir kýzcaðýz telefonun öbür ucundan soruyordu:
? Okuldaki arkadaþýmla gizli dini nikah yapmak istiyoruz, ne dersiniz?.
Tepkili cevabým sert oldu herhalde.
? Ben, dedim, intiharýn her türlüsüne karþýyým. Hayatýnýn baharýnda bir genç
kýzýn ailesinden habersiz gizli nikahla hayatýný baþtan riske sokmasý, büyük
ihtimalle bir intihar gibidir. Erkek için ayný derecede olmasa da kýz için sonuç
bundan baþkasý deðildir.
? Çaresi yok mu bunun? diye üsteledi kýzcaðýz.
? Var, dedim. Hem de çok kolay.
Heyecanlandý:
? Lütfen onu söyleyin hemen.
? Resmi nikahla evlenmek. Böylece kendini ve aileni büyük bir yýkýma uðramaktan
kurtarmak.
? Ama þu anda buna imkan yoktur. Ne ailem buna razý olur, ne de bizim okul ve
yaþ durumumuz buna müsaittir.
? Demek hem yaþ, hem okul, hem de aile durumu müsait olmadýðý halde, siz yine de
gizlice dini nikahla evlenmeye cesaret edebiliyorsunuz. Bu acelenin sebebi ne
ola ki?
? Uzun zamandýr birlikte arkadaþlýk etmekteyiz. Birbirimize çok alýþtýk.
Önümüzdeki bu manileri düþünemez hale geldik sanki. Dini nikah yaptýrmayý göze
alýyoruz artýk.
yabancýyla yüzyüze göz göze yaþamaktan kaçýnmamak, iþte böyle sonucu düþünemez
hale getirirtaraflarý. Ömür boyu piþmanlýk duyacaklarý hatayý göze aldýrýr.
Sadece
kendilerini deðil ailelerini de periþan hale sokarlar.
Kaldý ki, Þafiiye göre, velinin izni olmadan dini nikah yapýlamaz.
Hanefi?de de, taraflar denk deðilse velinin itiraz edip ayýrma hakký vardýr
Bunlardan baþka resmi nikahtan önce dini nikah yapmak da kanunen yasaktýr artýk.
Ýslam'da boþanma nasýl gerçekleþir?
TALAK (BOÞANMA) NEDÝR
Talak; lugatta, herhangi bir þeyin baðýný çözmek,
manasýndadýr. Istýlahta talak; kadýn ile erkek arsýndaki baðýn çözülmesi ve
evlilik iliþkisinin sona ermesidir.
Talak, " ýtlak"
kelimesinden türemiþ olup salmak ve terk
etmek manasýna gelir. Ýslam hukukuna göre,
tatlik manasýna bir isimdir. Tatlik de zevciyet rabýtasý olan nikah baðýný,
usulü kaidesinde çözüp salývermektir ki, dilimizde 'boþanmak' olarak ifade
edilir. Yani evlenmiþ olan kadýn ve erkeðin,
türlü sebeplerden dolayý birbirleriyle bir arada yaþamalarýna imkan olmadýðýnda,
yek diðerinden ayrýlmasý, birlik baðýnýn çözülmesidir.
Ýslam dini, zaruret zamanýnda, talaký bir mahlasý hukuki
olarak kabul etmiþ ve bu hakký da hem zevcin (erkeðin) hem de zevcenin (kadýnýn)
eline vermiþtir. Yani kadýnýn ve erkeðin, evlilik iliþkisinin çýkmaza girdiðini
gördükleri anda evlilik baðýný býrakma haklarý vardýr.
Ýslam boþanmayý, ne yahudilerde olduðu gibi olabildiðince
serbest býrakmýþ, ne de hýristiyanlarda olduðu gibi daraltmýþ ve yasaklamýþtýr.
Mesela; yahudi þeriatýnâ bugün geçerli olan uygulamada,
özürsüz olarak karýsýný boþamak mübahtýr. Yahudi bir erkek, kendi hanýmýndan
daha güzel bir kadýn görürse, hanýmýný özgür olarak boþayabilir. Ancak özürsüz
boþanma pek hoþ karþýlanmaz.
Yahudilere göre boþanmayý gerektiren özürler iki kýsma
ayrýlýr:
- Yarattlýþtan olan ayýplar: Devamlý göz salgýsý, þaþýlýk, aðýz kokusu,
kamburluk, topallýk ve kýsýrlýk gibi.
- Ahlaki Ayýplar: Sert mizaçlý olmak, geveze, pis, inatçý israfçý olmak,
açgözlülük, oburluk, yiyeceklerin en güzelini aramak ve tantanayý sevmek
gibi vasýflar.
Hýristiyanlarda ise boþanma, neredeyse yasaklanmýþtýr.
Mesela, Katolik mezhebinde, hiç bir þekilde evlilik baðýný çözmek, mübah
sayýlmaz. Ortadoks ve Protestanlarda ise, eþlerin birbirine ihaneti dýþýnda
boþanma mübah sayýlmaz. Bu durumda boþanan eþler, her üç hýristiyan mezhebine
göre baþkalarýya evlenemezler.
Ýslam, aile yuvasýna önem vermekle beraber:, boþanmayý da
belli kurallara baðlamýþtýr. Ýslam'da, boþanma hakkýnýn alelacele kötüye
kullanýlmasýný önlemek için önlemler alýnmýþtýr. Ancak, ailede durum kötüye
gidip düzelmezse ve bir arada yaþamaya imkan kalmamýþ ise, o zaman boþanma helal
kýlýnmýþ, fakat bunun da en kötü bir helal olduðu bildirilmiþtir. H adisi
þerifte Rasulullâh(as):
"Allah katýnda en menfur helal (kadýn) boþamaktýr." (Ahkamul
Kur'an, c.2 sh. 110)
"Evlenin ve (ciddi bir sebep olmadýkça) boþanmayýn, zira
boþanmada arz titrer." (Ebu Davut ibnül-Humam, Fethul Kadir. c.2 sh.22)
"Evlenin, boþanmayýn. Çünkü Allah ne zevkine düþkün
erkekleri, ne de zevkine düþkün kadýnlarý sevmez." (Ýbni Adi, Muh-Eha. sh.60)
"Aile geçimsizliði þiddetlenip de ayrýlýk bir zaruret haline
gelmedikçe, bir kadýn zevcinden talakýný isterse ona cennet kokusu haram olur."
(Tecrid c.2 s.376) (Evlilik ve mahremiyetleri, sh.256)
Ýslamda boþanmaya getirilen bu sýnýrlamalara raðmen, bir
erkek hanýmýný boþamak isterse belli kurallara uymakla mükellef tutulmuþtur.
"Ey nebi, kadýnlarý boþadýðýnýz zaman onlarý iddetleri içinde
(adetten temiz olduklarý sýrada) boþayýn ve iddeti sayýn. Rabb'iniz Allah'tan
korkun. (Bekleme süresi dolmadan) onlarý evlerinden çýkarmayýn. Kendileri de
çýkmasýnlar. Ancak apaçýk bir edepsizlik yaparlarsa baþka. Bunlar Allah'ýn
sýnýrlarýdýr. Kim Allah'ýn sýnýrlarýný aþarsa, kendisine yazýk etmiþ olur.
Bilmezsin belki Allah bundan sonra (yeni) bir iþ ortaya çýkarýr." (65 TALAK, 1)
Talak (Boþanma)da Ölçü
Hayatýn her safhasýný düzenlemek üzere indirilen Kur'an'ý
Kerim, talak konusuna da el atarak bu konuyu en ince noktaya kadar iman edenlere
duyurmuþtur. Kafalarýný Kur'an’a göre programlayan ve kalplerini Kur'ani Mesaja
teslim edip davranýþlarýný ona göre düzenleyen mü'minler, talak konusunda da
Kur'ani hareket etmekte mükelleftirler. Bu mükellefiyetlerini unutanlarý ya da
hevalarýna tabi olanlarý Kur'an, Allah'ýn sýnýrlarýný aþmakla tehdit etmekte ve
Allah'ýn sýnýrlarýný aþanlarýn ise kendilerine yazýk ettiklerini bildirmektedir.
Buhari ve Müslim'de geçen bir hadisi þerifte ise, talakýn
nasýl yapýlacaðý, ne zaman ve ne þekilde yerine getirileceði açýkça ortaya
konulmaktadýr.
Hz. Ömer'in oðlu Abdullah, Rasulullah(as) zamanýnda, karýsýný
hayýz halinde iken boþamýþtý. Hz. Ömer bin Hattab, oðlunun bu hareketinin
hükmünü Rasulullah'a sorduðundâ, þöyle cevap vermiþtir.
"Oðlun Abdullah'a söyle, karýsýna geri dönsün,
sonra kadýn temizlenip tekrar adetini görüp sonra temizleninceye kadar onunla
birlikte yaþasýn. Ýkinci adetinden temizlendikten sonra dilerse aile hayatýna
devam etsin ve dilerse (cinsi bir surette yaklaþmaksýzýn) boþasýn. Ýþte kadýnýn
iki kirlenmesi ve temizlenmesi zamaný, erkeklerin kadýnlarý tatlik etmeleri için
Allah'u Tealanýn emrettiði iddet müddetidir."
Bu tür bir boþanmanýn, þer'i olup olmadýðý alimlerce
tartýþýlmýþtýr. Bir kýsým fýkýhçýlar bunun gerçek bir boþanma olduðunu, ancak bu
boþanmayý yapanýn günahkar olacaðýný öne sürerlerken; diðer bir kýsým
fýkýhçýlar, "bu boþanma, Allah'ýn meþru kýldýðý cinsten olmadýðý ve kendisine
izin verilmediði halde, sahih olduðu düþünülemez" diyerek, böyle bir boþanmanýn
caiz olmadýðýndan, gerçek anlamda boþanma olmadýðýný iddia etmiþlerdir.
Bu boþanma, gerçek bir boþanma deðildir. Çünkü, bu boþanma
istenilen ölçülere uygun deðildir: Böyle bir boþanmayý yapmaya kalkýþmak
Allah'ýn sýnýrlarýný aþmak olur ki, Allah'ýn sýnýrlarýný aþan kimse kendine
yazýk etmiþtir. Ýþte Rasulullah(as), Hz. Abdullah(r.anh)'ýn kendisine yazýk
etmemesi için, yaptýðý boþanmayý iptal ediyor. Rasulullah(as), bu boþanmayý
iptal etmiþ ve boþanmanýn nasýl ve ne zaman yapýlacaðý konusunda ölçütler
vererek, ancak bu þekildeki bir boþanmanýn, Allah'ýn istediði þekle uygun
olâcaðýný ifade etmiþtir.
Boþanmada Allah'ýn emirlerinden biri olduðuna göre, diðer
emirler gibi., þartlara uygun olmalýdýr. Aksi halde fiil gerçekleþmez. Týpký
oruçta, namazda ve diðer ibâdetlerde olduðu gibi. Mesela oruç tutmak isteyen bir
insan, tanyeri aðarýncaya, yani fecrin siyah ipliði beyaz. ipliðinden
ayýrdedilinceye kadar yiyip içecek ve sonra oruca niyet ederek, geceye kadar
yiyip içmeden, cinsi münasebette bulunmadan orucunu tamamlayacaktýr. Ýþte bu
þekilde tutulan oruç, tam tutulmuþ bir oruçtur. Eðer oruç tutacak olan kiþi,
güneþ doðuncaya kadar yer içerse, ya da gece olmadan orucunu bozarsa bu kiþi,
oruç tutmuþ sayýlmaz. Eðer mü'min bir kiþi, oruç tutmak isterse ancak þartlarýna
uyduðu halde oruçlu sayýlýr. Ýþte boþamanýn hükmü de böyledir. Ancak þartlarýna
uygun bir boþanma gerçek bir boþanma olur.
Ýslam, aile yuvasýna önem verdiði gibi, bu yuvanýn oluþumunu
saðlayan nikah baðýna da saygý gösterilmesini ister. Her önüne gelenin boþamayý
diline dolamasýný hoþ görmeyen Ýslam, nikah üzerine yemin etmeyi de haram
kýlmýþtýr. Tirmizi, Hakim ve Ebu Davut'ta geçen bir hadisi þerifte, Allah'tan
baþkasýnýn adý ile yemin etmek yasaklanmýþ; þirk olduðu ifade edilmiþtir.
"Allah'tan baþkasýnýn adý ile yemin eden; þirk koþmuþ
olur.".denilmiþtir.
Hz. Ömer(r.anh)'ýn oðlunun boþanmasýnda olduðu gibi, hayýzlý
halde iken kadýný boþamak hâram kýlýnmýþtýr. 'Ýslam'da Helal ve Haram' adlý
kitabýn 219. sahifesinde bu boþanmanýn yasaklanmasýnýn hikmeti þöyle izah
edilmiþtir.
"Aybaþý halinde ve temiz iken kendisiyle münasebette
bulunulduktan sonra, kadýný boþamak haramdýr. Zira kim bilir, belki bu son
birleþmede kadýn gebe olmuþtur ve gebe olduðunu ânladýktan sonra belki ondan
ayrýlma fikrinden vazgeçer ve karnýndaki cenin sebebiyle onunla yaþamaya razý
olur.
Eðer kadýn, temiz olur da bu temizlik halinde erkek kendisine
dokunmamýþsa veya gebe olduðu belli ise, bu durumda boþanma sebebinin kuvvetli
nefret olduðu anlaþýlýr ki, o zaman boþanmada mahzur yoktur."
Boþanmanýn Nedenleri
Kur an'ý Kerim de, hangi nedenlerden boþanmanýn zaruret
haline geldiði açýk bir þekilde belirtilmiþtir.
1- Açýk Edepsizlik (Zina)
Zina, Ýslam'da büyük bir suç, þirkle eþ anlama gelecek kadar
büyük bir günahtýr. Zina, aile düzenini yerle bir eden; evlilik baðýný hemen
ortadan kaldýran, Ýslam hukuku açýsýndan kadýn ve erkeði ayrý konuma getiren
korkunç bir fiildir. Böyle bir fiilin müslüman bir evde iþlenmesi hiçbir zaman
düþünülemez. Bu fiili müslümanýn evine reva gören bir kadýn ya da erkek, o eve
layýk olamaz ve derhal, hem de hiçbir hak iddia etmeden; mü'min olân eþinden
boþanarak orayý terk etmelidir. Zina fiilini iþleyen kadýn ise bu kiþi, ayný
zamanda mehirden mahrum kalýr ve mü'minlere nikahý haram olur.
"Onlara verdiklerinizin bir kýsmýný alýp götürmek için
onlarý, sýkýþtýrmayýn. Þayet apaçýk bir edepsizlik yaparlarsa baþka. Onlarla iyi
geçinin..." (4 NiSA, 19)
"Ey peygamber; kadýnlarý boþadýðýnýz zaman onlarý iddetleri
içinde boþayýn ve iddeti sayýn. Rabb'iniz Allah'tan korkun. Onlarý evlerinden
çýkarmayýn. Kendileri de çýkmasýnlar. Ancak apaçýk bir edepsizlik yaparlarsa
(fuhuþ) baþka..."(65 TALAK,1)
Zina fiili, bütün fýkhi anlaþmalarý iptal eder. Zina eden
kiþi, müþrikierle ayný kategoriye girdiðinden ancak, zina eden veya müþrik olan
biriyle evlenir. Müþrikler, kafir olduklarýna göre, kafirlerle müminlerin nikahý
haramdýr. Ýþte bu konudaki ayetler.
"Zina eden erkek, zina eden veya müþrik kadýndan baþkasýyla
evlenmez; zina eden kadýn da zina eden veya müþrik erkekten baþkasýyla evlenmez.
Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kýlýnmýþtýr." (24 NUR, 3)
"...Kafir kadýnlarýn ismetlerini tutmayýn, harcadýðýnýz mehri
isteyin..." (60 MÜMTEHÝNE, 10)
"Allah'a eþ koþan kadýnlarla, onlar inanýncaya kadar
evlenmeyin..." (2 BAKARA, 221)
"...Bu size Allah'ýn hükmüdür. Aranýzda böyle hükmediyor..."
(60 MÜMTEHÝNE, 10)
"... Bunlar Allah'ýn sýnýrlarýdýr. Kim Allah'ýn sýnýrlarýný
aþarsa, kendisine yazýk etmiþ olur..:' (65 TALAK, 1)
2- Huzursuzluk Çýkarma, Fikri Anlaþmazlýk
Ýslami bir toplumun, huzurlu bir ortam oluþturmasý için,
toplumun çekirdeðini oluþturan ailenin huzurlu olmasý gerekir. Ailedeki huzuru
ise, birbiriyle çok iyi anlaþan eþler saðlar. Ailedeki temel direkler, dengeli
deðilse aile yuvasý her an yýkýlmaya mahkumdur. Ailedeki huzuru ve sürekliliði
saðlamak için, dengesiz olan direðin tamir edilerek düzeltilmesi, düzelmesi
mümkün deðilse deðiþtirilerek yenilenmesi, hem aile hem de Ýslam toplumu adýna
yararlý olacaktýr.
Ailenin temel direklerinden biri olan kadýn, kocasýna karþý
gelip evde huzursuzluk çýkarýyorsa, yani bir evde kadýn, kocasýnýn taþýdýðý
fikre destek vermiyor, köstekliyor, sözlü veya fiili olarak karþý çýkýp
davasýndan döndürmeðe ya da alýkoymaða çalýþýyorsa bu kadýný boþamak, zaruri
hale gelmiþ demektir. Eðer erkek, bu kadýný boþamazsa bu durumda iki þýk ortaya
çýkar.
Birinci þýk, erkek karýsýna aldýrýþ etmez, yoluna devam eder.
Ancak, bu durumda evde huzursuzluk baþgösterecektir. Huzursuzluðun baþ
göstermesi ile de, eðer varsa, çocuklar etkilenecek ve sonuçta bunalýmlý bir
nesil ortaya çýkacaktýr. Bu nesil, belki de Allah'ý tanýmayacak derecede dinden,
imandan uzak bir nesil olacaktýr. Çünkü kadýn, evde devamlý çocuklarýn yanýnda
bulunduðundan dolayý onlarý daha fazla etkileyecektir. Ýstikbalde bu çocuklar,
mücadeleci bir erkek için büyük bir kayýp ve davasýna aðýr bir darbe olacaktýr.
Ayrýca erkek, evde huzurlu bir ortam bulamadýðýndan çalýþmalarýnda baþarýsýz
olacak veya en azýndan istediði seviyeye gelemeyecektir. Birbirlerinin evliyasý
olmasý gereken mü'min erkek ve kadýnlar, evde bu velayeti oluþturamamýþlarsa,
dýþarýda hiç bir zaman oluþturamazlar; iyiliði emredemez, kötülükten
alýkoyamazlar. O halde Kur an'ýn emrettiði ölçüler içinde kadýný boþamak þart
olacaktýr.
Ýkinci þýk, mü'min erkek, karýsýnýn sözüne uyup davasýndan ve
çalýþmalarýndan vazgeçecektir ki, bu da o erkeðin, fasýk olmasýna ve dinden
uzaklaþmasýna neden olacaktýr. Son yýllarda bunlarýn birçok örnekleri
bulunmaktadýr.
"De ki: 'Eðer babalarýnýz, oðullarýnýz, kardeþleriniz,
eþleriniz, hýsým akrabalarýnýz, kazandýðýnýz mallar, düþmesinden korktuðunuz
ticaret, hoþlandýðýnýz meskenler, size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda
cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar
gözetleyin. Allah fasýk kavmi hidayete erdirmez." (9 TEVBE, 24)
"Ey iman edenler, eþlerinizden ve çocuklarýnýzdan bazýlarý
size düþmandýr. Onlardan sakýnýn..." (64 TEÐABUN,14)
Allah yolundan alýkoymak için çalýþan her kadýn, ayný zamanda
kocasýnýn da düþmanýdýr. Bu düþmandan sakýnmanýn ve korunmanýn yolu, ondan
uzaklaþmaktýr. Bunun en iyi yolu da, o kadýný boþamaktýr. Çünkü, bu tür kadýnlar
iyi kadýnlardan deðillerdir. Ýsyankar kadýnlar, eðer düzelmezlerse onlarý
boþamak en ideal yoldur.
"Allah, insanlarý birbirinden üstün kýldýðýndan ve
mallarýndan harcadýklarýndan dolayý erkekler, kadýnlar üzerinde yöneticidirler.
Onun için iyi kadýnlar itaatkar olup, Allah'ýn, kendilerini korumasýna karþýlýk
kendileri de gizliyi korurlar. Dik kafalýlýk, þirretlik etmelerinden korktuðunuz
kadýnlara öðüt verin, yataklarýndan ayrýlýn ve onlarý dövün. Eðer size itaat
ederlerse artýk onlarýn aleyhinde baþka bir yol aramayýn. Çünkü Allah yücedir,
büyüktür." (4 NÝSA, 34)
Eðer nasihat edilmesine, yataklarýndan uzaklaþýlmasýna ve
dövülmelerine raðmen, düzelip kendilerine çeki-düzen vermezlerse onlarý boþanmak
en iyi çaredir. Ancak düzelmeleri halinde, aleyhlerinde bir yol aramak
yasaklanmýþtýr.
3- Dünya Hayatýný Ve Süsünü Allah'a Tercih Etmek
Kadýn olsun erkek olsun kiþi; yaratýlýþýn temel gayesi olan
Allah'â itaat (kulluk) etmek ve O'nun dini için çalýþmakla mükelleftir.
Yaratýlýþlarýnýn þuurunda olanlar, hareketlerinin yönünü ona göre düzenlerler.
Ve yeryüzünde fitne kalmayýncaya ve hakimiyet yalnýzca Allah'a ait oluncaya
kadar çalýþmak, inandýðýný söyleyen herkesin üzerine düþen bir görev ve
sorumluluktur. Ýþte Kur'ani gerçekler:
"Ben cinleri ve insanlarý, ancak bana kulluk etsinler diye
yarattým:" (51 ZARÝYAT, 56)
"... Yalnýz sana kulluk eder ve yalnýz senden yardým
dileriz..." (1 FATÝHA, 4)
"Fitne kalmayýncaya ve din tamamen Allah'ýn oluncaya kadar
onlarla savaþýn! Eðer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah, ne yaptýklarýný
görmektedir." (8 ENFAL, 39)
Yaratýlýþ gayesini unutup dünya hayatýnýn süsünü isteyen
kadýnlarý (ya da erkekleri) boþamak, her iman eden mücadele erinin yapmasý
gereken bir davranýþ olmalýdýr. Aksi halde, bu kadýnlar ya da erkekler davetçiye
ayak baðý olacak ve engel teþkil edeceklerdir. Bu yüzden onlardan boþanmak,
kadýn iseler mehirlerini verip onlarý salmak en iyi yoldur.
"Ey Nebi! eþlerine söyle: 'Eðer siz, dünya hayatýný ve onun
süsünü istiyorsanýz, gelin size müt'a (mehrinizi) vereyim ve sizi güzellikle
salayým. Eðer siz, Allah'ý ve ahiret yurdunu istiyorsanýz Allah, sizden güzel
hareket edenlere büyük mükafat hazýrlamýþtýr." (33 AHZAB 28-29)
Allah'ýn nizamýnýn egemen olmasý için çalýþmayýp dünya
hayatýný ve süsünü isteyen kadýnlar ya da erkekler, Allah'ýn nizamýnýn egemen
olmasýna çalýþan davetçilerin önlerinde bir kambur, bir engeldirler. Bu engelin
giderilmesi de mü'minler için bir zarurettir. Çünkü yüce Rabb'imiz, dünya
hayatýný ve süsünü isteyenlerin ahirette nasiblerinin olmadýðýný bildiriyor.
Ahirette nasibi olmayanýn, ahirette nasibi olanlarla beraber olmasý söz konusu
olamaz.
"Ýþte onlar, ahiret verip dünya hayatýný satýn alan
kimselerdir. Onlardan azab hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardým edilmez." (2
BAKARA, 86)
"Kimler dünya hayatýný ve süsünü isterse onlara oradaki
amellerini tam veririz ve onlar orada hiçbir eksikliðe uðratýlmazlar. Ama onlar
öyle kimselerdir ki, ahirette onlar için yalnýz ateþ vardýr ve yaptýklarýnýn
hepsi orada boþa çýkmýþtýr. Amelleri hep batýl olmuþtur." (11 HUD, 15-16)
"Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artýrýrýz; kim
dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan bir þey veririz. Fakat onun, ahirette
bir nasibi olmaz." (42 ÞURA, 20)
Dünya hayatýný ve süsünü isteyenin, ahiret ekinini isteyenle
hiçbir ilgi ve iliþiði olmayacaðýndan, mü'min bir þahsiyetin yapacaðý en güzel
hareket, dünya süsünü isteyen eþini boþamasýdýr. Bu boþamanýn nasýl, ne zaman ve
ne þekilde olacaðýný ise Ýslami esaslar, net bir þekilde ortaya koymuþtur.
Talak Nevileri
Talak; sünnet üzere ve bi dat üzere diye ikiye ayrýlýr.
a-Sünnet Üzere Olan Talak
Kur'an ve Sünnet'e uygun bir þekilde, kiþinin zifafa girmiþ
bulunduðu karýsýný temizliði içinde, ona dokunmadan bir talakla boþamasýdýr. Bu
boþanma þekli Kur an ve Sünnet'te tavsiye edilen boþanma þeklidir.
"Ey Nebi, kadýnlarý boþayacaðýnýz zaman onlarý iddetleri
içinde boþayýn ve iddeti sayýn..." (65 TALAK, 1)
Ýddeti içinde boþamanýn nasýl olacaðýný, Rasulullah(as),
Hz.Ömer(r.anh)'in óðlu Hz. Abdullah(r.anh) olayýnda ortaya koymuþtu. Ýddeti
sayýlarak boþamanýn, bir defada yapýlmasý hem boþayan hem de boþanan için
hayýrlýdýr. Çünkü bu arada eþlerin birbirlerine karþý duygularý yumuþar ve bir
daha bir araya gelmek için talepte bulunabilirler.
"...Kocalarý da bu arada barýþmak isterlerse, onlarý geri
almaya daha çok hak sahibidirler..." (2 BAKARA, 228)
Boþanan kadýnýn kocasýna geri dönmesi için, boþamanýn Kur'ani
ölçüler içinde Sünnet'e uygun olmasý gerekir. Sünnet'e uygun bir boþanmada
izlenecek yol þudur:
Nisa, 34. ayetinde belirtildiði gibi, kadýn evde huzursuzluk
çýkarýyorsa; veya Ahzab, 28. ayetinde geçtiði üzere, kadýn dünya hayatýný ve
süsünü istiyorsa böyle durumlarda, öncelikle kadýna öðüt verilir. Allah'ýn
ayetleri ve yaratýlýþ gayesi hatýrlatýlýr. Bu dönem, kadýnýn durumuna göre uzun
veya daha kýsa bir zaman alabilir. Ancak bunun en az zamaný, iddet müddetlerinde
olduðu gibi, üç aydan az olmamalýdýr. Çünkü, en az üç aylýk bir süre içinde
kadýn, olayýn ciddiyetini kavrar; hissi davrandýðýný anlayarak mantýksal
davranmak ve Kur'ani hareket etmek için kendine çeki-düzen verebilir, hatasýný
anlayarak tevbe edebilir. Verilen öðüde raðmen, kendisine çeki-düzen vermeyen
bir kadýn ya da erkek, bu yolla düzelmeyeceðini ortaya koyuyor demektir.
Dolayýsýyla ikinci yaptýrýma baþ vurularak kadýnýn ya da erkeðin düzeltilmesi,
yuvanýn yýkýlmamasý yolunâ gidilir. Bu ikinci yaptýrým, kiþinin eþini yataðýndan
uzaklaþtýrmasýdýr. Bunun süresini de dört aydan kýsa tutmamak gerekir. Çünkü bir
kadýn ya da erkek ancak uzun bir süre eþinden ayrý kalýrsa ólayýn ciddiyetini
kavrar. Bu süreyi de, Hz, Ömer(r.anh)'in dönemindeki þu olayla belirliyoruz.
Gerçi bu süre ölçü deðil, ancak bir benzerlik olmasý bakýmýndan önemlidir.
Bir gece vakti, Hz. Ömer(r.anh), etrafý kontrol etmek için
dýþarý çýktýðý zaman, bir kadýnýn þiir söyleyerek yalnýz olduðunu ve kocasýný
özlediðini dile getirdiðini iþitir. Bunun üzerine Halife, bu kadýnýn neden böyle
söylediðini soruþturduðunda, kadýnýn kocasýnýn, uzun zamandan beri mücahidlerle
olduðunu ve geri dönmediðini anlar ve kýzý Hafsa'ya, bir kadýnýn kocasýndan uzak
olarak ne kadar sabredebileceðini sorar. Hafsa(r.anha)'nýn "dört ay" demesi
üzerine Hz. Ömer(r.anh), hiç bir erkeði dört aydan fazla hanýmýndan
uzaklaþtýrmamaya karar verir.
Dört ay yataðýndan uzaklaþýlan kadýn yada erkek, bu süre
içinde de düzelmezse, yine aile birliðinin korunmasý, yuvada huzurun tesisi
için, üçüncü yaptýrýma geçilir. Bu yaptýrým, kadýnýn huzursuzluk çýkardýðý
zamanlarda dövülmesidir. Aile birliðinin korunmasýný esas alan Ýslam, bu
dövmenin nasýl ve ne þekilde yerine getirileceðini belirlemiþtir.
Hz. Peygamber(as)'den rivayet edilen bir hadisi þerifte:
"Sizin kadýnlarýnýz üzerinde olan haklarýnýz, hoþlanmadýðýnýz
kiþileri evlerinize almamalarýdýr. Þayet böyle yaparlarsa, hafif olarak, þiddete
baþvurmadan dövebilirsiniz. Döverken yüzüne ve tehlikeli yerlerine vurmaktan
sakýnmak gerekir. Çünkü maksat, terbiye etmek olup, telef etmek deðildir."
"Herhangi biriniz köleyi döver gibi karýsýný döver de ayný
gün akþamýnda onunla belki cinsi münasebette bulunur." (Ýmam Ahmet)
Kötü bir þekilde deðil de, hafif olarak dövülmesine raðmen
kadýn düzelmezse, iþte bu durumda yapýlacak iþ, o kadýný iddeti içinde
boþamaktýr. Þayet boþanacak olan erkek ise, bu durumda kadýn, kocasýna karþý
yumuþak davranmayarak, onu cezalandýrýr.
Birinci talaký verilen kadýn, bu süre içinde düzelirse ve
kocasý da onu isterse tekrar kocasýna dönebilir. Kadýn, döndükten belli bir
müddet sonra yeniden huzursuzluk çýkarýrsa, yine ayný birinci talakta olduðu
gibi yaptýrýmlar uygulanýr, düzelmezse ikinci talaký verilir. Ýkinci talaktan
sonra yeniden, kocasý isterse yuvasýna döner. Üçüncü defa huzursuzluk çýkarýr
veya dünya hayatý ve süsünü isterse bu kadýn, son talaký da verilerek boþanýr ve
ikinci bir kiþiyle evlenmedikten sonra birinci kocasýna helal olmaz.
Talaký verilen Kadýn, erkeðin evinden çýkartýlmaz. Erkeðin
evinin bir bölümünde oturtulur ve nafakasý temin edilir. Evden çýkmasý için
kadýna baský yapmak haramdýr. Kadýnýn evde kalma suresi, temizlenip talaký
verildikten sonra üç aydýr, eðer kadýn hamile ise, bu süre çocuðu doðuruncaya
kadardýr. Doðuma kadar kadýnýn geçimi erkeðe aittir.
"(Boþadýðýnýz) o kadýnlarý, gücünüzün ölçüsünde oturduðunuz
yerin bir bölümünde oturtun ve onlarý sýkýþtýr(ýp evden çýkmaya zorla)mak için
kendilerine zarar vermeye kalkýþmayýn. Þayet gebe iseler, yüklerini býrakýncaya
kadar onlarýn geçimini saðlayýn. Sonra sizin için (çocuðunuzu) emzirirlerse
onlara ücretlerini verin ve aranýzda güzelce konuþup anlaþýn. (Anlaþmakta)
güçlük çekerseniz (o zaman) çocuðu, baþka bir kadýn emzirecektir." (65 TALAK, 6)
"Anneler, çocuklarýný -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse
için- tam iki yýl emzirirler. Onlarýn uygun biçimde yiyeceðini ve giyeceðini
saðlamak, çocuðun babasýna aittir."(2 BAKARA, 233)
Kocasý ölen kadýnýn evde bekleme süresi bir yýldýr. Kocasý
vasiyet býrakarak eþinin bir yýl geçiminin saðlanmasýný ister. Ancak kadýn kendi
isteði ile evi terk ederse, ölen üzerine bir sorumluluk yoktur.
"Ýçinizden ölüp geriye eþler býrakanlar, eþlerinin
(evlerinden) çýkarýlmaksýzýn bir yýla kadar geçimlerinin saðlanmasý vasiyet
etsinler. Þayet kendileri çýkarlarsa, kendi haklarýnda uygun olaný yapmalarýnda
sizin için günah yoktur. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir."(2 BAKARA, 240)
Sünnet üzere olan talak tek tek verilir. Her talak için, eðer
erkek birinci talakla geri alýrsa, yapýlacak iþlem aynýdýr. Üçüncü talaktan
sonra geri dönüþ olmayacaðýndan, kadýn istediði erkekle evlenir. Ýkinci eþle
olan evlilikten sonra, yine boþanma söz konusu olursa, talakta uygulanacak iþlem
ayný olacaktýr. Bu eþ de, talakýný verdiði kadýnýn geçimini, iddet müddeti
süresince saðlamakla mükelleftir.
"Boþanmýþ kadýnlarýn uygun olan geçimlerini saðlamak
korunanlar üzerine bir borçtur." (2 BAKARA, 241)
b- Bid'at Üzere Yapýlan Talak
Kur'ani esaslara ve Sünnet'e aykýrý þekilde yapýlan talak,
bid'at üzere yapýlan talaktýr. Bu talaka, üç talaký birden vermek, hayýzlý
halde, nifazlý ve cimada bulunulmuþ iken temizlik halindeki talak þekilleri
girer.
Bu talak þekilleri, Kurani esaslarla çatýþtýðýndan, talaký
veren harama girmiþ, Allah'ýn hükmüne karþý çýkmýþ olur. Çünkü yüce Rabbimiz:
"...Kadýnlarýnýzýn iddetlerini gözeterek boþayýn..."(65/1)
buyurmuþtur. Ýbn Aliyye, Ýbni Teymiyye, Ýbn Hazm
ve Ýbn Kayyým gibi Kur'ani düstur edinen alimler bu görüþtedirler. Nitekim Ýbn
Ömer'in, hanýmýný hayýzlý iken boþamasýný Rasulullah(as) kabul etmemiþ, geçersiz
saymýþ ve karýsýna dönmesi emretmiþtir. Bu emirle, yapýlan talak geçersiz
sayýlmýþ ve þartlarý yerine getirildikten sonra boþayýp boþamamakta serbest
býrakýlmýþtýr.
Bid'i talaka, Ýslami esaslarla çatýþtýðýndan dolâyý, bi'dat
adý verilmiþtir. Nitekim Rasulullah(as): "Her bid'at dalalettir" buyurarak bu
çeþit talakýn ayný zamanda dalalet olduðunu ifade etmiþlerdir. Yine bir hadisi
þerifte Rasulullah(as):
"Üzerinde bizim emrimiz olmayan her iþ reddedilmiþtir."
buyurarak, bunun geçersiz olduðunu ortaya koymuþtur. Müminler için rahmet, þifa
ve hidayet olan(10/57) Kur'an'ý Kerimde þöyle buyuruyor:
"Allah ve Rasulü, bir iþte hüküm verdiði zaman, artýk inanmýþ
bir erkek ve kadýna, o iþi kendi isteklerine göre seçme hakký yoktur. Kim
Allah'a ve Rasulüne karþý gelirse, apaçýk bir sapýklýða düþmüþ olur." (33 AHZAB,
36)
Bu apaçýk hükümlere göre, bid'i talak geçersizdir. Geçerli
olduðunu iddia etmek Allah ve Rasulü'ne karþý gelmektir ve sapýklýktýr:
Fýkh-us Sünne'de bildirildiði üzere, bid'at üzere yapýlan
talakýn vaki olmayacaðýný; Abdullulah bin Ma'mer, Said bin Züseyyed ve Ýbn
Abbas'ýn arkadaþlarýndan Tavus ortaya koymuþlardýr. Ayrýca Halla b. Amr ve
tabünden Ebu Kilabe ile Hambeli imamlarýndan Ýbn Akil, Ehl-i Beyt imamlarý,
zahiriler ve Ýmam-ý Ahmet de bu görüþü tercih etmiþlerdir.
Kýsacasý bid'at üzere yapýlan talak, Allah ve Rasulünün
emirlerine muhalefet olduðundan, bu talaký yapan sapýklýk içine girmiþtir. Çünkü
yüce Rabb'imiz þöyle buyurmaktadýr:
"Allah'a ve Rasulüne karþý gelenler kendilerinden öncekilerin
tepelendikleri gibi tepeleneceklerdir! Biz açýk açýk ayetler indirdik. Kafirler
için küçük düþürücü bir azab vardýr." (58 MUCADELE, 5)
Talak'ta Þahidin Gerekliliði
Talakta da, týpký nikahta olduðu gibi, iki þahidin olmasý
þarttýr. Yani karýsýný boþayacak olan erkek, Kur'ani ölçülere göre yaþayan,
Kur'an'la kendisini programlayan ve adalet sahibi olan iki kiþiyi bulup,
bunlarýn huzurunda boþama iþlemini gerçekleþtirmelidir. Çünkü yüce Rabb'imiz
Kuran'ý Kerim de þöyle buyuruyor:
"Sürenin (iddet müddetinin) sonuna vardýklarýnda onlarý
güzelce tutun, yahut güzellikle onlardan ayrýlýn. Ýçinizden adalet sahibi iki
kiþiyi þahit tutun. Þahitliði Allah için yapýn. Ýþte Allah'a ve ahiret gününe
iman eden kimseye öðütlenen budur. Kim Allah'tan korkarsa ona bir çýkýþ (yolu)
yaratýr." (65 TALAK, 2)
Ýbn Kesir'in; tefsirinde Ýbn Cüreyc'den rivayet ettiðine göre
Ata, "Ýçinizden de iki adaletli þahit getirin' ayeti hakkýnda þöyle demiþti.
"Nikah, talak ve boþanan kadýný geri almak, Allah'u Teala'nýn buyurduðu gibi;
iki adaletli þahid getirmeden ve özürsüz olarak caiz olmaz."
Talak ve nikah eþ deðerli olduklarýndan, nikahta þahitlerin
bulunmasý nasýl þart ise, Ata'ya göre talakta da þahitlerin gerekli olduðu açýk
bir þekilde görülmektedir.
Hz. Ali(r.anh)'den rivayet edildiðine göre, kendisine talak
konusunda soran bir kimseye "Allah'ýn emrettiði gibi iki adaletli þahit buldun
mu?" diye sordu. Adam "Hayýr" deyince Hz. Ali (r.anh) "Git, senin talakýn
geçerli deðildir. " dedi.
Hafýz Süyütýnin Dürrü'l- Mensur isimli tefsirinden rivayet
edildiðine göre; "içinizden iki adil þahit getirin" (65/2) ayetinin yorumunda
þöyle denilmiþtir:
Abdullah'ýn Ýbn Þirin'den rivayet edildiðine göre, karýsýný
þahitsiz boþayýp sonra yine þahitsiz alan kimse hakkýnda, bir adam Ýmran bin
Husayn'a sordu. Bunun üzere Ýmran bin Husayn, "Bu adamýn yaptýðý ne kötü.
Karýsýný bid'at üzere boþadý, yine sünnete aykýrý olarak tekrar aldý. Boþarken
ve alýrken iki þahit bulundursun ve Allah'a istiðfarda bulunsun" dedi.
Hafýz Süyüti, adý geçen eserinde, Abdurrezzak ve Abd bin
Humeyd'in. Ata'dan þöyle rivayet ettiklerini nakleder: Ata þöyle denýiþti.
"Nikah þahitledir. Talak þahitledir. Boþadýðý karýsýný tekrar almak yine
þahitledir."
Cafer es-Sadýk ise: "Her kim karýsýný þahidsiz boþarsa bir
þey yapmýþ sayýlmaz." demiþtir.
Ýmamiyye'nin görüþüne göre, "talakýn vaki olmasýnda iki
adaletli þahidin bulunmasý gerekir. Þayet þahidler bulunmazsa talak vaki olmaz.
Çünkü Allah'u Teala: "Ýçinizden de iki adaletli þahit getirin" buyurmuþtur. Bu
ayette Allah'u Teala þahit getirilmesini emretmiþ olup, þer'i þerifin örfüne
göre emrin zahiri, vücup ifade eder.
Buradaki vacipliðin zahirini müstehap olarak kabul etmek,
delilsiz olarak þer'i örfün dýþýna çýkmaktýr."
Þu halde, þahitsiz olark karýsýný boþayanýn talaký
geçersizdir. Bunda ýsrar eden ise, Allah'a karþý gelmiþ olup sapýklýk içine
girmiþtir.
Talakýn Geçerliliði
Bir- talakýn geçerli olabilmesi için, o talakýn Ýslami
esaslara uygun olmasýnýn yanýnda, talaký veren kiþinin akýllý, bülüð çaðýna
ermiþ ve kendi özgür iradesi ile kasden ifade etmesi gerekir. Aþaðýdaki
hallerde, talak geçerli olmaz.
1- Zorlananýn Talaký: Zorlanan
kiþinin kendi ihtiyari yoktur. Ýrade ve ihtiyar ise teklifin esasýdýr. Bunlar
yok olunca teklif de kalkar. Zorlanan kiþi yaptýðý iþten sorumlu tutulmaz. Yüce
Rabb'imiz Kur'an'ý Kerim'de þöyle buyuruyor:
"Gönlü imanla dolu olduðu halde, zor altýnda olan kimse
müstesna:' (16 NAHL, 106) Hadisi þerifte ise
Rasulullah(as) þöyle buyurmuþtur: "Hata, unutmak ve zorla yaptýrýlan suçlarýn
cezasý ümmetimden kaldýrýlmýþtýr."
Bir çok sahabe, Maliki, Þafi, Hambeli mezhepleri bu
görüþtedirler.
2- Sarhoþun Talaký: Sarhoþ,
aklýndan yoksun olduðu için deli ve çocuk hükmündedir. Dolayýsýyla sarhoþun
talaký geçersizdir. Yüce Allah(cc), sarhoþun ibadetini geçersiz saymaktadýr.
"Ey iman edenler, sarhoþken ne söylediðinizi bilene kadar
namaza yaklaþmayýn." (4 NÝSA, 43) Birçok sahabe,
sarhoþun talakýnýn geçerli olmadýðýnda birleþmiþtir. Hz. Osman(r.a) da sarhoþun
boþanmasýna itibar etmezdi. Þevkani þöyle demiþtir: "Aklý giden sarhoþun
boþamasýnýn bir hükmü yoktur. Çünkü, teklifin muhatabý olan, akýldan mahrumdur.
Þari, sarhoþa verilecek cezayý tayin etmiþ olup, kendi görüþümüzle bu sýnýrý
aþarak ceza olsun diye talakýnýn geçerli olduðunu söyleme ve neticede sarhoþa
iki þekilde ceza verme hakkýmýz yoktur."
3- Kýzgýn Kimsenin Talaký: Kýzgýn
kimse, ne söylediðini düþünmeyip kendisinden çýkan sözü bilmez. Bu bakýmdan
talaký geçerli olmaz. Çünkü iradeden yoksundur.
Ahmed, Ebu Davut, Ýbn Mace ve Hakim'in Hz. Aiþe (r.anha)'den
rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah(as), "ýðlak halinde boþama ve köle azad
etme geçerli deðildir' buyurmuþtur.
"Iðlak" kelimesi kýzgýnlýk, zorlama ve delilik hali olarak
tefsir edilmiþtir. Zad-ül Mead'da Ýbn Teymiyye þöyle demiþtir. "ýðlak
kelimesinin hakikati, kiþinin kalbinin kapanarak ne söylediðini bilmemesi ve
konuþtuðunu kasdetmemesidir. Bu kimsenin kast ve iradesi kapanmýþtýr. Zorlananýn
ve delinin talaký ile sarhoþluk ve kýzgýnlýk sebebiyle aklýný giderenin talaký
bu kýsma girer. Hatta ne söylediðini bilmeyen söylediðinde kasýt bulunmayanýn
talaký da bunun gibi olup geçerli sayýlmaz."
Bu kýzgýnlýk. ne söylediðini bilmeyecek derecede aklý gidenin
kýzgýnlýðýdýr. Ne söyleyip ne kasdettiðini bilen kiþinin kýzgýnlýðýnda ise talak
vaki olur.
4- Þaka Yapanla Hata Yapanýn Talaký:
Þaka ciddiyetten uzak olduðu için þaka ile yapýlabilecek her akit fasittir.
Þakada azim söz konusu deðildir. Bu nedenle, þaka ile talak yapmak geçersizdir.
Çünkü, yüce Allah(cc) þöyle buyuruyor:
"Þayet boþamaya kararlý (azimli) iseler, bilsinler ki Allah
þüphesiz iþitir ve bilir." (2 BAKARA, 227)
Talak, niyete muhtaç bir iþtir. Þaka yapanýn ise, boþamaya ne
azmi ne de niyeti vardýr.
Buhari'nin Ýbn Abbas tan rivayet ettiðine göre, 'Þüphesiz
talak bir ihtiyaçtan dolayý yapýlýr buyrulmuþtur.
Gerçi senedi hakkýnda ihtilaf olan ve Tirmizi'nin hasen,
Hakim'in sahih kabul ettiði bir Hadisi Þerifte þöyle buyruluyor:
"Üç þey vardýr ki, bunlarýn ciddisi ciddi þakasý da ciddidir.
Bunlarýn birincisi nikah, ikincisi boþanma, üçüncüsü de bir adamýn boþamýþ
olduðu karýsýna tekrar dönmesidir."
Bu hadiste dikkat edilirse, fiil söz konusudur. Yani bu
sayýlan durumlarda eylem yapýlmýþtýr, þakayý aþmýþtýr. Bizim kastettiðimiz sözle
yapýlan þaka ve bu þaka sonucunda kadýnýn evi terk etmesidir.
Hata ile yapýlan talaka gelince; bu kimse söylediði sözle
talaký kastetmemiþ, sadece aðzýndan hata ile bu kelime çýkmýþtýr.
Ancak þurasý da bir gerçektir ki; talak konusu þaka ve
eðlenceye alýnamaz.
5- Dalgýn ve Unutan Kimsenin Talaký:
Dalgýn ve unutanýn talaký, hata ve þaka yapanýn talaký gibidir.
6- Þaþkýn Kimsenin Talaký:
Þaþkýn kimse, kendisine isabet eden ani bir olay karþýsýnda ne söylediðini
bilmeyen kimsedir ki, bu olay onun aklýný giderir ve fikirlerini saptýrýr. Deli,
bunak ve baygýn kimsenin talaký vaki olmadýðý gibi bunun da talaký vaki olmaz.
Yine bunun gibi aklýna yaþlýlýk, hastalýk veya ani bir musibetten dolayý bir
noksanlýk gelen kimsenin talaký da vaki olmaz.
Kadýnýn Talakýný Ýstemesi
Ýslam'da kadýn ve erkek, sorumluluklar karþýsýnda eþit
tutulmuþtur. Aile yuvasýnýn kurulmasýnda ve sürekliliðinin - saðlanmasýnda da
kadýnýn ve erkeðin birbiri üzerinde haklarý ve karþýlýklý sorumluluklarý vardýr.
Yüce Rabb'imiz þöyle buyuruyor:
... Erkeklerin kadýnlar üzerinde bulunan haklarý gibi,
kadýnlarýn da erkekler üzerinde haklarý vardýr. Erkeklerin, kadýnlar üzerinde(ki
haklarý), bir derece daha fazladýr. Allah azizdir, hakimdir." (2 BAKARA,, 228)
"Allah, insanlarý birbirinden üstün kýldýðýndan ve
(erkeklerin) malllarýndan harca(yýp kadýnlarýn geçimini saðla)dýklarýndan dolayý
erkekler, kadýnlar üzerinde yöneticidirler..." (4 NÝSA, 34)
"Eðer aralarýnýn açýlmasýndan endiþe duyarsanýz, erkeðin
ailesinden bir hakem ve kadýnýn ailesinden bir hakem gönderin, bunlar
uzlaþtýrmak isterlerse Allah onlarýn arasýný bulur. çünkü Allah bilendir, haber
alandýr." (4 NÝSA, 35)
Burada dikkat edilirse, kadýn ve erkek eþit haklara
sahiptirler, ancak erkek; aile sorumluluðunu yüklenmesi ve ailenin nafakasýný
temin etmek için sürekli dýþarýda çalýþmasý, her çeþit tehlikeyi göðüslemesi
nedeniyle, bir derece üstün olup yönetici durumundadýr. Bunun dýþýnda, her
halukarda eþitlik söz konusudur.
"Rab'leri onlara karþýlýk verdi: 'Ben, sizden erkek kadýn,
hiçbir çalýþanýn iþini zayi etmeyeceðim hep birbirinizdensiniz..." (3 AL’Ý
ÝMRAN, 195)
"Mü'min erkek ve kadýnlar birbirlerinin velisidirler. Ýyiliði
emreder kötülükten menederler, namazý kýlarlar, zekatý verirler, Allah ve
Rasulüne itaat ederler. Ýþte onlara Allah rahmet edecektir. Muhakkak ki Allah
güçlüdür, hakimdir. "(9 TEVBE, 71)
Allah ve Rasulü, bir iþte hüküm verdiði zaman; artýk inanmýþ
bir kadýn ve erkeðe o iþi kendi isteklerine göre seçme hakký yoktur. Kim Allah'a
ve Rasulü'ne karþý gelirse, apaçýk bir sapýklýða düþmüþ olur." (33 AHZAB, 36)
Durum böyle olunca, kadýn da Allah'a karþý sorumludur. Bu
sorumluluðu dolayýsýyla da þer i þerifin bütün emirlerine uymakla mükelleftir.
Kadýn, hiçbir konuda, hoþuna gitmiyor diye, Allâh'ýn ayetlerini ve Resulün
sünnetini ihmal edemez, karþý çýkamaz. Karþý çýkmasý halinde sapýklýða düþmüþ
olur.
Bir kadýn hoþuna gitmiyor diye tesettürden kaçamaz, Allah'ýn
dinini yaþamaktan ve anlatmaktan geri duramaz, çok evliliðe karþý çýkamaz.
Kur'an ve Sünnet'te var olan hükümleri kendi hevasýna göre deðiþtirip karþý
çýkan kadýn, Kur'ani ifadeyle sapýtmýþ, sapýklýða düþmüþ demektir. Bu
sapýklýktan ancak tevbe ederek kurtulabilir.
Bir kadýnýn hangi hallerde boþanacaðýný Kuran'ý Kerim ortaya
koymuþtur. Erkek, zina ederse otomatikman kadýnýn üzerinden nikahý düþer. Çünkü
zani olan bir erkek; ancak zani veya müþrik bir kadýnla evlenir, mü'mine kadýna
nikahý haramdýr (24/3). Ýkinci halde erkek, üzerine düþen erkeklik görevini ifa
edemezse bu durumda da kadýn boþanmasýný talep edebilir.
Hz. Aiþe(r.anh)'dan rivayete göre Kurzi Rifaa'nýn karýsý
(Temime) Rasulullah'a gelerek þöyle demiþtir.
"Ya Rasullulah Rifaa beni boþamýþtý (ve üç talakla) talaký
kat'i kýlmýþtý. Sonra ben de Kurzi Abdurrahman bin Zübeyr ile evlenmiþtim. Fakat
Abdurrahman'ýn erliði þu elbise saçaðý gibi (gevþek)dir. (Erlik vazifesi
göremiyor)" diyerek boþanmasýný talep etmiþtir.
Üçüncüsü, kadýnýn kocasý tarafýndan sürekli taciz
edilmesidir. Kadýnýn huzuru yoksa ve kocasý da bu huzursuzluðu körüklüyorsa
kadýn talakýný isteyebilir.
Dördüncüsü ise kadýnýn, aç-çýplak kalmasý, kiþi haysiyetiyle
baðdaþmayan bir konumda bulunmasý halinde talakýný isteme hakký vardýr.
Bunun dýþýnda kadýn, her hangi bir nedenden dolayý evde
huzursuzluk çýkararak ikide bir boþanmasýný talep edemez veya talaký bir koz
olarak erkeðe karþý kullanamaz. Böyle yapan kadýnlar, Rasulullah (as)'ýn diliyle
kýnanmýþlardýr.
"Zorlayýcý bir sebep olmadan kocasýndan boþanmayý isteyen bir
kadýna cennetin kokusu haram olur. " (Ebu Davut, Tirmizi, Et Terðib c.3s.83)
"(Makul ve meþru bir sebep olmaksýzýn) zevcelerinden
ayrýlmayý ve boþanmayý isteyen kadýnlarla (gönlünü baþka birine verdiði için
kocalarýndan nefislerini ve muhabbetlerini) nezi'eden, kesen zevceler
münafýklarýn ta kendileridir." (Ýslamda Evlilik ve Mahremiyetleri s.369)
"Evleniniz, þeri bir özür olmadýkça boþanmayýnýz. Çünkü
Allahü Teala zevklerine düþkün olan ve baþkalarýyla evlenmek için hemen boþanan
erkeklerle kadýnlarý sevmez" (Tabarani)
"Evlenin ve ciddi bir sebep olmadýkça boþanmayýn. Zira
boþanmadan arz titrer: " (Muhtar'ul Ehadis s.60)
Bütün bunlar da gösteriyor ki kadýn, önemli bir sebep
olmadýkça boþanmasýný talep edemez. Etmesi durumunda: kýnananlardan olur. meþru
bir sebeple, boþanmasýný isteyen kadýnýn talak þartlarý da erkeðin talak
þartlarý gibidir. Ancak boþanmak isteyen bir kadýn, kocasýnýn kendisine verdiði
mehri iade etmek zorundadýr. Çünkü, boþanmayý talep eden kendisidir. Fidyenin
miktarý kocanýn kendisine verdiði miktar kadardýr. Ayeti kerimede kadýnýn fidye
verebileceði beyan edilmektedir:
"Eðer Allah'ýn kanunlarýný ikisi koruyamayacaklar diye
korkarsanýz o zaman kadýnýn fidye vermesinde . ikisine de günah yoktur" (2
BAKARA, 229)
Bir gün Sabit b. Kays'ýn karýsý, Rasulullah(as)'a gelerek,
Sabit ten ayrýlmak istediðini söyler. Rasulullah(as) Sabit'ten ne aldýðýný
sormasý üzerine, bir bahçe olduðunu öðrenir ve bahçeyi iade
etmesini, Sabit'e de bahçesini kabul ederek karýsýný bir talakla boþamasýný
buyurur.
Ýþte kadýnýn talakýný istemesi budur. Bunun dýþýnda talak
talep etmek Allah ve Rasulü'ne karþý gelmektir ki sonu felakettir(58/5).
Talak konusu üzerinde bu denli geniþ duruþumuzun nedeni,bu
konudaki yanlýþ anlamalardan kaynaklanmaktadýr. Toplumsal kültürde, nikah
konusunda -evlenecek kiþinin inancýnýn araþtýrýlmasý dýþýnda- pek fazla bir
farklýlýk yok iken, talak konusunda baþtan sona kadar yanlýþlar, bid'atlar ve
hurafeler doludur. Bu kültürde, evli bir kiþinin, içinde bir þey bulunmayan bir
tencere ya da bir kap için: "bu boþtur" demesi eþinin boþanmasýna sebep
gösterilmiþtir.
Bir diðeri de, evli bir kiþinin eþine þaka yoluyla "Bak seni
boþarým" ya da "Baþka biriyle evlenip senden boþanacaðým" demesi boþanma sebebi
sayýlmýþtýr.
Bu konuda baþka bir yanlýþlýk da, evli kiþinin "üçten dokuza
kadar benden boþsun" ya da "seni üç talakla boþarým" gibi ifadeyi sarf etmesiyle
eþinin kendisinden ebediyen boþanacaðýna inanýlmasýdýr.
Yukarýda üç örnek verdiðimiz bu tür ifadeleri çoðaltmak
mümkündür. Ancak vereceðimiz tüm örnekler; týpký bu örneklerde olduðu gibi hepsi
Kur'an ve Sünnet esasýyla çeliþmekte, zýt düþmektedirler.
Thalak konusunda yapýlan tüm bu yanlýþlýklarýn temelinde.
toplumun Kur'an ve Sünnet gerçeðinden uzaklaþmasý yatmaktadýr. Bu yanlýþlýklarýn
giderilmesi ise, her konuda Kur'an ve Sünnet gerçeðini bilmekle mümkündür.
Sonuç olarak. Kur'an gerçeðinde hareket edildiðinde ne
itikadi bozukluklar. ne ameli çarpýklýklar ve ne de bir sürü sapýklýklar ve
yanlýþlýklar ortaya çýkar. Çünkü Kur'an, doðrularýn ana kaynaðý ve kendisine
-tabi olanlarý hidayete ulaþtýran yegane kýlavuz, Sünnet de Kur'ani doðrularý
pratize eden en doðru davranýþ ve yoldur.
"Rabb'inizden size indirilene uyun ve O'dan baþka dostlara
uymayýn. Ne kadar da az öðüt alýyorsunuz!" (7 A'RAF 3)
"Gerçekten bu Kur'an da en doðru yola iletir ve iyi iþler
yapan müminleri kendilere için büyük bir ecir olduðunu müjdele. "(17 ÝSRA, 9)
"Þüphesiz bunda kulluk eden kimseler için yeterli bir öðüt
vardýr." (21 ENBÝYA; 106)
"Kim(ler) Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar,
O'ndan korunursa iþte kurtuluþa erenler onlardýr"(24 NUR, 52) "
|