Konular:
1. Recep Ayının Fazileti
2. Recep Ayında Nasıl İbadet Edilir?
2.a. Recep Ayı Girdiğinde Yapılacak Olan Duâ
2.b. Recep Ayı Orucu
2.c. Recep Ayı Namazı
Recep Ayının Fazileti (1)
Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm
öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını
yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına
yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet
örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına
dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir
kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya
"sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.
Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı
da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve
hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına
şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş
oldukları günahları bağışlamaktadır.
İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan
saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle
şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda
hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır” buyururlardı. (2)
Receb'e, “recm ayı” da denir. Buna göre,
mü'minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup
uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “R” Allah'ın rahmetine, “C” Allah'ın cömertliğine ve
yardımına, “B” ise Allah'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve
hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı
bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve
tufandan kurtulmuşlardır.
Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve
Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib
ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da
arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi
olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.
Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek
bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman,
onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl
bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:
“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte
on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve
Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde
(Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)
Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen
iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun
için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf
ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.
Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu
yorumları getirmişlerdir:
Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve
vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet
ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.
Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır,
Ramazan nimet ayıdır.
Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını
terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes
ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat
zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)
Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti
de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû
Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz
Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet
edilir:
“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak,
haram aylarda tut ve bırak.” (5)
Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle
demektedir:
“Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'Bırak' deyince de üç parmağını
bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği
anlaşılıyordu.
Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade,
Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin
sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır.
Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur.
Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını
söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına
benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu
oruç tutmayı mekruh görürler. (6)
Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın
ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç
tutulması tavsiye edilmektedir.
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve
rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da
değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak
tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.
Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir
oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir
fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da
dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş
olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün
dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda
sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.
Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır.
Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete
göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları
affolunmaktadır.
“Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû
el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü
li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”
Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip
ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tan mağfiret
dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir
kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip
değildir.” (7)
Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En
güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz.
Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:
“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü
Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i
beytine.
Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni
unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla
bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de
nefsime zulmettim.
Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana
bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın
azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.
Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve
huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.
Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum.
Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve
kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu
şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”
Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde
şöyle dua etmişler:
“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini
kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve
Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin
ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.
Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap
ve mükâfatından beni nasiptar et.
Allahım, kullarından istediğine, istediğini
verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir
kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak
Senden yardım dilerim
Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve
bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri
boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.
Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına,
eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”
Recep Ayı
İbadetleri (8)
Recep Ayı
Girdiğince Yapılacak Duâ
Okunuşu: "Allahumme barik lena fi recebe ve
şa'ban ve belliğna ramazan"
Açıklaması:
"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına
ulaştır". Amin!..
Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını
istemiştir.
Recep Ayı Orucu
Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr
Rahimehullah'a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.
İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma'yı dinledim, şöyle demişti:
- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem
Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç
yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki
biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)
Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere
Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu
geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Recep
ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
-“Recep Allah'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır,
ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin Allah'ın ayı olduğu
sorulduğunda: -"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan
dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini
kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından
korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun
için gerekli kılar. Şöyle ki:
-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;
Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e
sorarlar:
“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.
- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın.
Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on
misli sevap getirir". (10)
Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle Radıyallahu
Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş
olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:
-“Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem:
- “Sen kimsin?” Diye sordu:
- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.
- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.
- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri
yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:
- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer
ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.
- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter”
dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.
-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.
-“Her aydan üç gün” dedi.
-“Daha artır ya Resulullah” deyince,
-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan
günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti.
Onları yumdu sonra bıraktı. (11)
Recep Ayı
Namazı
Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep
ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde
kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha
okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere
de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu
namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti
yoktur. (12)
(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve
Geceler, Nesil Yayınları
(2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.
(3). Şualar, s. 416.
(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.
(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.
(6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.
(7). Mecmûatü'l-Ahzâb, 1:599.
(8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık
(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430
(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
(11). Riyazü’s-Salihin
(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani